Hepimizin iki yaşamı var. sahici olanı: çocukluğumuzda düşlediğimiz yaşam… sahte olanı: başkalarıyla ortaklaşa yaşadığımız …
Ustalar ve gurular ve şeyhler ve liderler; sahtekar, basit ve korkulara hitap eden bağımlılıkların çığırtkanlarıdır. Ağzı açık akvaryum balıkları gibi onları dinlemektense, dürüstçe kendi varoluşunun...
Aklına ruhunun öbür tarafta kaldığına inandığı, kendisini bedenleri büyücüler tarafından çekilip çıkarılmış, ruhları bilinmeyen diyarlarda dolaşan vahşilerin bedenleri gibi terkedilmiş hissettiği, günler süren o yabancılaşma,...
Şimdiye dek ağladığını pek gören olmamıştı. Ağlaması gerçekten etkileyici, neredeyse ürkütücüydü. Ölümcül yara almış bir ejderhanın gözyaşı dökmesine benziyordu.
İnsan olmak, oynanan oyuna katlanabilmektir. Başkalarını insanlık dışı ilan etmeden, bu trajik varoluştan gayrı, güzel bir öte yer, bir sahne arkası, bambaşka hayatlar olmadığını kabul...
Düşünce, düşündüğü olgu durumlarının olanağını içerir. Düşünülebilir olan, olanaklıdır da. Mantıksız olan hiçbir şeyi düşünemeyiz, çünkü o zaman mantıksız düşünmemiz gerekirdi. ‘Mantıkla çelişen’ bir şeyi ortaya koymak,...
Kelimeler diye düşündü…. Felsefenin temel problemi.Nesnelerin kelimelerle ilişkisi…kelime nedir? Öylesine işaretler. Ama kelimeler dünyasında yaşıyoruz. Gerçeklerimiz kelimeler, şeyler değil. Şey diye bir şey yok zaten,...
Bellek güvenilir değildir. Zira kötü niyetle olmasa da, olayları değiştirir, tarihleri unutur,kendi kronolojisini zorla kabul ettirir, yazan ya da anlatan şimdiki zamanı unutur ya da...
Mezarlık dediğimiz yer, doğum ile ölüm arasında iç dünyamızın ahvalidir.
Hiçlik yoktur, sadece göremediklerimiz vardır. Hiçlik nihayetinde korkularımızı ve karanlığımızı yüzdürdüğümüz bir denizden başka bir şey değildir.
Duyabilmek için susmak gerekir. Yoksa doğumla ölüm arasında, sadece kendi iç dünyan uğuldar kulaklarında. Sahibinin sesi radyosu gibi..
bir insan; niye yağmurlu bir gecede, ıssız bir sokakta, bir köpeğe sarılıp ağlar? ne ilginç; yaşamak aynı zamanda yaşamış olduklarını hatırlamak demek. belki de yaşam anımsamaktan...
Mezarlıktan dönerken yokluğunu nasıl taşıyacağım sorusu derin bir sızıyla bütün varlığımı kapladı. Artık bir ölüydün. Dilsizdin ama vardın. Hatıra bırakanların varlığıydı bu. Hep hissedilen ve...
Çok korkuyoruz ayrıca… aldırmadan devam etti: yorgunluk nedir?… ölüm karşısında güçten düşmek…ölüm bizi uyutuyor…ölüm olmasa her gece neden uyuyacaktık böyle? bütün korkumuz ya uyuyup uyanamasak!...
bir yönüyle hafıza, insan varlığının prangasıdır. adeta manevi kayıtlardan mütevellit, kağıttan bir kaplandır insanlık. sonsuza dek kendi kayıtlarına tapacak olan….
bir yönüyle hafıza, insan varlığının prangasıdır. adeta manevi kayıtlardan mütevellit, kağıttan bir kaplandır insanlık. sonsuza dek kendi kayıtlarına tapacak olan….
Mars’la Satürn arasındaki mesafenin abartıldığı kadar uzak olmadığını düşündü. Göktaşlarına basarak Satürn’ün en dış halkasına oturdu. Buz kristalleri… Binlerce yansımasını gördü yüzünün, ne kadar vahşi bakıyordu....
şimdiki zamana sadık kal, çünkü bütün yalanlar ya geçmişten ya da gelecekten içeri sızarlar.
şimdiki zamana sadık kal, çünkü bütün yalanlar ya geçmişten ya da gelecekten içeri sızarlar.
şimdiki zamana sadık kal, çünkü bütün yalanlar ya geçmişten ya da gelecekten içeri sızarlar.
şimdiki zamana sadık kal, çünkü bütün yalanlar ya geçmişten ya da gelecekten içeri sızarlar.
özgürlük arayışı , bildiğim tek dürtü. oradaki sonsuzluğun içine uçup gitme özgürlüğü. çözülüp dağılma özgürlüğü; havalanma, bir mum alevi gibi olma özgürlüğü. o mum ki, milyarlarca...